haberler/duyurular

ANJELİKA AKBAR “Doğum Konçertosu” nu seslendirdi

Ödüllü piyanist ve besteci Anjelika Akbar; ikinci oğlu Timur’a hamileliği süresince ve doğumu sırasında dinlettirdiği Bach’ın Re Minör Piyano Konçertosu’nu, Polonya asıllı Belçikalı şef Zofia Wislocka yönetimindeki Hacettepe Üniversitesi Senfoni Orkestrası eşliğinde seslendirdi. İki kadının şefkatli ve heyecan verici yorumu, Ankaralı müzikseverlere muhteşem bir akşam yaşattı. Akbar’ın “Doğum Konçertosu” olarak adlandırdığı konser, 27 Ocak 2010, Çarşamba akşamı; Devlet Bakanı Egemen Bağış, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Eski Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal, İsmet İnönü’nün kızı Özden Toker ve 14 ülkenin büyükelçilerinin katılımlarıyla Hacettepe M Salonu’nda gerçekleşti.

İkinci oğlu Timur’a hamileliği süresince Bach’ın Re Minör Piyano Konçertosu’nu piyanoda çalan Anjelika Akbar, oğlunun doğumu esnasında konçertonun Glenn Gould yorumunu çaldırarak oğlu Timur’u, annesinin karnında aylarca dinlediği eser eşliğinde dünyaya getirdi. Timur’a bebekliği süresince ağladığında veya yemek yemediğinde piyanosunun başına geçerek bu eseri seslendiren Akbar, oğlunun eseri duyduğunda ağlamasının kesilmesi ve istemediği yemeği yemesi nedeniyle bu konçertoyu “Doğum Konçertosu” olarak adlandırıyor.


TİKAV’DAN “11. YIL KUTLAMALARI” KAPSAMINDA ANJELİKA AKBAR KONSER DİZİSİ!

“Türkiye İnsan Kaynakları Vakfı (TİKAV) 11. Yıl Kutlamaları” kapsamında düzenlenen Anjelika Akbar “İçimdeki Türkiyem” konser dizisinin ilki, 22 Şubat 2010 Pazartesi akşamı Ankara’da gerçekleşecek! 5 ay boyunca her ay farklı bir ilde davetlilere sunulacak konserlere, Ankara’nın ardından İstanbul, Van, Elazığ ve Eskişehir ile devam edilecek.
1999 yılında Şafak Akın ve Hamdi Akın tarafından kurulan, üniversite öğrencilerinin kişisel ve sosyal gelişimlerine katkıda bulunarak gençleri geleceğin lideri olmaya hazırlayan TİKAV; Türkiye’de insan kaynakları kalitesini yükseltmeyi hedefliyor. TİKAV’ın, bu hedef doğrultusunda uyguladığı “Bireysel Gelişim Programı”, Türkiye’de bir ilk olma özelliğini taşıyor. 4 yıllık eğitim programı ile üniversite öğrencilerine; kendine güvenen, donanımlı, hoşgörülü, sosyal sorumluluk bilinci gelişmiş, sürekli öğrenmeye ve gelişime açık, yeteneklerinin farkında ve yeteneklerini kullanabilen bireyler olarak fırsat eşitliği sunmaya çalışıyor.
İlk olarak Van ve Elazığ’daki üniversite öğrencilerine uygulamaya başladığı eğitimi, sonraki yıllarda Ankara ve Eskişehir’deki öğrencilere uygulayan TİKAV, 11. yılında ise; Malatya, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Gaziantep, Diyarbakır ve Erzurum’daki öğrencilere ulaşmayı hedefliyor.
Başkanlığı Şafak Akın tarafından yürütülen TİKAV Yönetim Kurulu’nda; Akfen Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, TAV Havalimanları Holding A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Sani Şener, Uluslararası Gençlik Ödülü Derneği Başkanı ve TİKAV Genel Sekreteri Sultan Yılmaz, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi İpek Altınbaşak, Common Purpose Türkiye Direktörü Ayşegül Yücel Gürerk ve TİKAV Mezunu Avukat Gözde Avcı Özkan görev almakta.
Kuruluşunun 11. yılında TİKAV’a destek olan ödüllü besteci ve piyanist Anjelika Akbar, konserlerde; yaşadığı, hissettiği, etkilendiği Türkiye’yi besteleriyle anlattığı “İçimdeki Türkiyem” projesini; Ankara, İstanbul, Van, Elazığ ve Eskişehirli sanatseverlere sunuyor. Açılışlarını TİKAV öğrencilerinin yapacağı konserlerde; izleyicilere ayrıca öğrencilerin ünlü rap sanatçısı Ege Çubukçu ile gerçekleştirdikleri tanıtım klibi de gösterilecek. TİKAV’ın 11. Yıl Kutlamaları kapsamında sanatseverlerle buluşacak konserlerin ilki; 22 Şubat 2010 tarihinde Ankara’da!


ANJELIKA AKBAR ANKARALI MÜZİKSEVERLERİ BÜYÜLEDİ!
Ödüllü piyanist ve besteci Anjelika Akbar; ikinci oğlu Timur’a hamileliği süresince ve doğumu sırasında dinlettirdiği Bach’ın Re Minör Piyano Konçertosu’nu, Polonya asıllı Belçikalı şef Zofia Wislocka yönetimindeki Hacettepe Üniversitesi Senfoni Orkestrası eşliğinde seslendirdi. İki kadının şefkatli ve heyecan verici yorumu, Ankaralı müzikseverlere muhteşem bir akşam yaşattı.

Akbar’ın “Doğum Konçertosu” olarak adlandırdığı konser, 27 Ocak 2010, Çarşamba akşamı; Devlet Bakanı Egemen Bağış, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Eski Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal, İsmet İnönü'nün kızı Özden Toker ve 14 ülkenin büyükelçilerinin katılımlarıyla Hacettepe M Salonu’nda gerçekleşti.


ANJELİKA AKBAR İSTANBUL’DA..
“Anjelika Akbar’dan Sevgiler” .... İstanbul’un dört bir yanındaki konserlerin ilki Kartal Kültür Merkezinde başlıyor.

Piyano : Anjelika Akbar; konuk sanatçı: Ney/ Burcu Karadağ
Yer : Kartal Kültür Merkezi.
Tarih : 30 Ocak 2010, Cumartesi
Saat : 20.00
Fiyat : Tam 4TL. – Öğrenci 2TL.
Rezervasyon için: Kartal Kültür Merkezi gişeleri.

“Anjelika Akbar’dan Sevgiler” .... İstanbul’un dört bir yanındaki konserlerin ikincisi Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezinde gerçekleşiyor.

Sanatçı: Anjelika Akbar
Yer : Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi
Tarih : 05 Şubat 2010, Cuma
Saat : 20.00
Fiyat : Tam 4TL. – Öğrenci 2TL.
Rezervasyon için: Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi gişeleri


OĞLUNA DOĞARKEN DİNLETTİĞİ BACH'IN PİYANO KONÇERTOSUNU ANKARALILAR İÇİN SESLENDİRİYOR!

Ödüllü piyanist ve besteci Anjelika Akbar; ikinci oğlu Timur’a hamileliği süresince ve doğumu sırasında dinlettirdiği Bach’ın Re Minör Piyano Konçertosunu, Polonya asıllı Belçikalı şef Zofia Wislocka yönetimindeki Hacettepe Üniversitesi Senfoni Orkestrası eşliğinde 27 Ocak 2010, Çarşamba günü saat 19:00’da Hacettepe M Salonu’nda Ankaralılar için seslendirecek.

İkinci oğlu Timur’a hamileliği süresince Bach’ın Re Minör Piyano Konçertosu’nu piyanoda çalan Anjelika Akbar, oğlunun doğumu esnasında konçertonun Glenn Gould yorumunu çaldırarak oğlu Timur’u, annesinin karnında aylarca dinlediği eser eşliğinde dünyaya getirdi. Timur’a bebekliği süresince ağladığında veya yemek yemediğinde piyanosunun başına geçerek bu eseri seslendiren Akbar, oğlunun eseri duyduğunda ağlamasının kesilmesi ve istemediği yemeği yemesi nedeniyle bu konçertoyu “Doğum Konçertosu” olarak adlandırıyor!



İçimizdeki Koruyucu Güç
Sessizlik, huzur ve içsel gücün canlı müzik performansı, şiir ve görsel sunumlarla deneyimi.

26 Eylül 2009 Cumartesi - Saat: 19:30 – 21:00

Bahçeşehir Üniversitesi / Fazıl Say Salonu Çırağan Caddesi 34353 Beşiktaş / İstanbul

Anjelika Akbar / Piyanist ve Besteci
Kazakistan doğumlu Türk vatandaşı olan Anjelika Akbar'ın piyano ve müzikle ilişkisi iki buçuk yaşında bir deha çocuk olarak başladı. Rusya’da okuduğu okul ve konservatuarın ardından, UNESCO üyesi olarak geldiği Türkiye’ye yerleşen sanatçı, Hacettepe Konservatuarında Bestecilik ve Orkestra Şefliği Bölümü'nde yüksek lisans ile doktorasını tamamladı. Senfoni ve oda orkestraları ile birlikte koro, piyano ve diğer enstrümanlar için dört yüzden fazla bestesi ile çok sayıda ödülü bulunan Anjelika Akbar, dünya çapında sayısız konser verdi.

Burcu Karadağ / Neyzen
İstanbul’da doğdu. İ.T.Ü. Türk Musıkisi Devlet Konservatuarını bitirdi. Konservatuar eğitimi yıllarından başlamak üzere yurt içinde ve dışında çeşitli topluluklar, orkestralar ve musıki dernekleriyle birlikte konserler verdi. Sanatçı halen Türk Kültürüne Hizmet Vakfı ve Haliç Üniversitesi’nde ney hocalığı görevlerine devam etmekte, TRT İstanbul Radyosu’nda ve çeşitli müzik topluluklarında icra görevlerini sürdürmektedir.

Speaker: Yogesh Sharda
Afrika’da doğmuş, Londra’da büyümüştür ve Hindistan kökeniyle, uluslararası bir ruh taşımaktadır. 20 yılı aşkın bir süredir Kişisel Gelişim Eğitmeni ve Atölye Çalışmaları yöneticisidir. Şirket, üniversite, gençlik organizasyonları ve yerel yönetimler için binin üzerinde seminer ve atölye çalısmasını Avrupa’da, İngiltere, ABD ve Hindistan gibi ülkelerde gerçekleştirmiştir. Stressiz Yaşam, Olumlu Düşünme, Kendini Keşfetmek, İçsel Liderlik Prensipleri, Duygusal Zeka ve Öfke Yönetimi vb. konularda seminerler vermektedir.

Brahma Kumaris Meditasyon ve Kişisel Gelişim Derneği tarafından organize edilmektedir.

www.meditasyonyapalim.com

Tel: 0212 219 77 55 Daha fazla bilgi için arayabilirsiniz.
Ücretsizdir


Aramızda uzaylılar var!

Aramızda insan kılığında dolaşan uzaylılar var. Bazıları iyi, bazıları kötü niyetli... Bana babam anlattı’ başlığını görürseniz bunu söyleyen hakkında ne düşünürsünüz? Hele “Babam ilk uzay gemisini yaptı. Ben de uzaylılara beste yaptım” filan diyorsa...
Hafif kafayı sıyırmış olabileceğini, değil mi? Başlığı gördüğümde ben de öyle düşündüm.
Sonra söyleyene öğrenince şaşırdım:
Anjelika Akbar...
* * *
Anjelika’yı tanırım.
Sovyetlerin genç gözbebeklerinden biriydi.
Türkiye’ye geldikten sonra Ankara Devlet Konservatuvarı’nın kurucu öğretim elemanları arasında yer aldı.
10 yıl önce “Köy Enstitüleri” belgeselimizin müziklerini yapmasını ondan rica etmiştim. Hem besteleme sürecine hem de çalarken piyanosu ve eseriyle nasıl bütünleştiğine tanığım.
“Ruhani konular”a ilgisini de bilirim.
Geçenlerde Uzaylı Köpek Baaşa”nın hikâyelerinden bir masal kitabı çıkardı; ama beste yapacak kadar uzaylılarla içli dışlı olduğunu bilmiyordum. İşin aslını, yolladığı nottan öğrendim ve doğrusu bir gazeteci olarak utandım.
* * *
Önce babasından başlayalım.
“Babam ilk uzay mekiğini tasarlamış” diye yansıyan demecinin aslı şu:
Babası Stanislav Timchenko, Rusya’da ilk astronot Yuri Gagarin’i uzaya taşıyan gemiyi tasarlayan Korolyov’un müzesini kurmuş ve yıllarca yönetmiş olan bir felsefe profesörü...
“Uzay bilimleri ve felsefe” konusundaki çalışmaları nedeniyle “Krolyov Nişanı” ile onurlandırılmış.
Uluslararası Astronotlar Federasyonu üyesi... Uzaya gönderilecek bilim adamları arasından birincilikle seçilmesine rağmen sağlık nedenleriyle gidememiş.
Uzayla ilgili kimi bilgilerini, evrende yalnız olmadığımıza dair bulgularını, zaman zaman küçük kızı Anjelika ile paylaşmış. Üstün müzik yeteneği çok küçük yaşta keşfedilen Anjelika da 9 yaşına gelince bu öykülerden düşlediklerini “Kozmik Fantezi” adlı bir eserde notalara dökmüş.
“Uzaylılara beste yaptım” demecinin aslı da bu...
* * *
Bilime zerrece ilgi göstermeyip “Mustafa Topaloğlu tadında uzay magazini”nin üstüne atlama huyumuza, basından bir tek Sunay Akın dikkat çekti.
Çıkan haberler Anjelika’nın gözünü öyle korkutmuş ki, gene yanlış anlaşılır diye düzeltme göndermeye bile çekinmiş. “Başlıkları görünce ürktüm, yıkıldım, utandım” diyor:
“ ’Astronotlar için beste yaptım’ cümlemi ‘Uzaylılar için beste yaptı’ başlığıyla veren bir gazetede, benim düzeltmem kimbilir hangi formatta verilir, diye çekindim. ‘Babam, Yuri Gagarin’in uzay mekiğini tasarlayan Korolyov adına müze kurdu’ sözümü ‘Babam ilk uzay mekiğini tasarladı’ diye yansıtan insanlara ben ne anlatabilirim ki? İşin ilginç yanı, babamın kim olduğunu, ne yaptığını merak eden olmadı.”
* * *
Gagarin ilk uzay yolculuğuna gittikten 1 gün sonra, Nâzım Hikmet “Kozmosun Kardeşliği Adına” şiirini yazmıştı.
“Kozmosta bizden başka düşünen var mı?/
Var/
Bize benzer mi?/
Bilmiyorum”
diye başlayan o şiiri, yakında “Nâzım da Mustafa Topaloğlu ekolünden” başlığıyla okursak şaşmayalım.
Aramızda uzaylı kılığında dolaşan insanlar var: Bazıları iyi, bazıları kötü niyetli...
Aman dikkat!

CAN DÜNDAR


TİMCHENKO’NUN KÜÇÜK KIZI ANJELİKA!..

Uzaylı haberleri gazetelerde her zaman dikkat çeken, en çok okunan yazılardır. Bu haberlerin başrolünde Mustafa Topaloğlu’nu görürüz. Geçtiğimiz hafta, uzaydan geldiğini iddia eden ilk şarkıcı olan Topaloğlu’nun da yer aldığı “Uzaylılar Aramızda Dolaşıyor” başlıklı haberler gazetelerin sayfalarını süsledi yine… Haberde, Reyhan Karaca’nın uzaylıların gemileriyle dolaştığı ve Harun Kolçak’ın da, uzaylıların konserine geldiği şeklinde açıklamaları yanında dikkat çeken isim Anjelika Akbar oldu!..

Besteleriyle herkesi büyüleyen bir sanatçının, bu tür haberlerde fotoğrafının yer alması pek çok insanı düşündürdü, doğal olarak!?. Sanatçının yaptığı açıklamaların kırpılarak, gazetecilerimizin alıştığı türden uzaylı haberlerine malzemeye yapılma çabaları her halinden belli oluyordu. “Babam” diyordu haberlerde Anjelika Akbar; “Babam büyük ve gizli araştırmalara katılıyor”…

O bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ama, dinleyen mi vardı karşısında!?. Haberin boyutu, sayfada kaplayacağı yer, başlığı belliydi çoktan. Sıradan “uzaylı” haberciliğine yeni bir garnitür olarak ele alınıyordu söyledikleri, anlatmak istedikleri. Nasılsa elde adı çıkan bir Mustafa Topaloğlu vardı; Reyhan Karaca, Harun Kolçak adları da haber için iyi birer süstüler… Varsın, istediği kadar “babam” desin Akbar, babasının kim olduğunu sormak aklına gelmiyordu hiçbir gazetecinin; bir uzay bilimcisinin adının ne işi olabilir ki, manşeti, fotoğrafları, içeriği önceden belli olan bir “uzaylı” haberinde!?.

Bir insan düşünün ki, doktorasını “Uzay Bilimleri ve Felsefe” konusunda yapan bir felsefe profesörü olsun… Uluslararası Astronotlar Konfederasyonu’na üye olan bu bilimadamı, uzaya çıkan ilk insan Yuri Gagarin’in uzay gemisini tasarlayan Korolyov’un müzesini kursun ve içinde uzayla ilgili sayısız doküman ve bilginin bulunduğu bu müzeyi yönetsin… Dünyanın en saygın, en önemli bilim dergilerinde uzay ve felsefe konularında Kiev Politeknik Üniversitesi öğretim görevlisi olarak yazıları yayınlansın… Uzay konusundaki bu engin bilgisi sayesinde ülkesinden uzaya gönderilecek bilim adamları arasından birincilikle seçilsin… (Ne yazık ki, sağlık testini geçemeyecek ve hayattaki en büyük hayali gerçekleşemeyecektir!)… Ülkesinin uzay araştırmaları merkezi “Baykonur”un bilgilerine ulaşmak ve onları halka duyurmak ayrıcalığı tanınsın, ayrıca ülkesinin en büyük ödüllerinden olan “Korolyov Nişanı”yla onurlandırılsın…

Bu insanın adı Stanislav Timchenko’dur… Yani, Anjelika Akbar’ın babası!.. “Uzaylı” haberi yapan hiçbir muhabirin merak edip araştırmadığı, kızının sürekli olarak “babam” demesine rağmen haberlerde adı bile çıkmayan Stanislav Timchenko!

Timchenko, Sovyetler Birliği’nin uzayla ilgili sırlarını kimseyle paylaşmaz, küçük kızı Anjelika dışında!.. Kızındaki olağanüstü yeteneği, zekayı keşfeden Timchenko sürekli olarak uzay öyküleri anlatır ona… İçinde kozmonotların ve uzay çalışmalarının bilgilerinin de yer aldığı öyküler…

Bu öykülerde Yuri Gagarin de vardır, Leonid Leonov da… Tüm kozmonotlar tanıdığı, arkadaşıdır babasının; hatta uzaya çıkan kadın kozmonot Marina Popovich bile!.. Timchenko “zaman ve mekan eğriliği”ni anlatır küçük kızına, “solucan deliği”nin ne anlama geldiğini, “Moebius Şeridi”ni… Kimi kez öyküleri “çok boyutlu evren” süsler, kimi kez “paralel dünyalar”… Küçün Anjelika’da “mutlak kulak” tespit edilmiştir; yani, duyduğu tüm eserlerdeki notaları anında bilen, dünyada çıkan tüm seslerin hangi notaya denk geldiğini o an söyleyen bir yetenek… Ve o çocuk 9 yaşına geldiğinde “Kozmik Fantezi” adında bir beste yapar. Beste, uzayın derinliklerine doğru yola çıkan bir aracın içindeki insanları anlatır. Astronotlar bir yıldızdan ötekine gezerlerken, yeni hayatlar aralarken bir şeyi fark ederler; geride bıraktıkları dünyalarından daha güzeli yoktur evrende. Dünyayı özlediğini anlayan astronotlar geriye dönerler… Bestenin son notalarında, uzay gemisinin penceresinden görülen bir ödül beklemektedir onları: Dünya…

Bir babanın, uzay felsefesinde dünyanın önde gelen profesörlerinden Timschenko’nun kızına anlattığı öykülerden doğan bu beste “uzaylı” haberinde saptırılarak, Anjelika Akbar’ın ağzından şöyle yansıtıldı:”Uzaylılar için beste yaptım.”

Oysa, 9 yaşındaki Anjelika Akbar’ı beste yapmaya iten, uzaya çıkan ilk insan Yuri Gagarin’in şu sözleridir:”Dünya gezegenimiz o kadar güzel ki, mavi gelin gibidir. Dünya’dayken bu gezegen bize çok büyük ve güçlü gelir; ama uzaydan çok kırılgan, korunması gereken bir şey gibi görünüyor. Sanki avuca sığacak kadar küçük! Bu gezegenimizi korumamız lazım, hep birlikte!”

Anjelika Akbar’ın babası uzay konusunda çalışmalar yapan bir bilim adamı… Hayatı, uzay felsefesi, uzaya çıkan kozmonotların gördükleri, uzaylılar gibi konulardaki iddiaları araştırmakla, incelemekle geçmiş… O’nun kızı, ülkemizde yaşayan ve besteleriyle beğeni toplayan büyük bir sanatçı. Anjelika Akbar’ın eserlerine hak ettiği ilgiyi göstermeyen bazı medya kuruluşları, sanatçıyı magazin haberciliğinin “kara deliği”nde yutmaya çalıştı.

Ne mi oldu?
Anjelika Akbar “uzaylı” haberlerine kat be kat büyük geldi!..

Sunay AKIN


BASININ UZAYLILARI
Piyanist ve besteci Anjelika Akbar, geçen hafta 'uzaylılara beste yapmış' başlıklarıyla basına konu oldu. 'Astronotlara beste yaptım' diyen Akbar, sözlerinin özellikle Bugün gazetesi tarafından çarpıtılmasından son derecede rahatsız. İşte Akbar'ın haklı isyanı:

1- Bugün'e göre babam, ilk uzay gemisini yapmış, haberim yok! Oysa babam, ilk uzay gemisini tasarlayan Korolyov'un müzesini kurdu demiştim!
2- Rusların, Ay'daki uzay şehri hakkındaki açıklamasını sadece duyduğumu söyledim, Bugün'de başlık 'Uzaylılar Ay'ın karanlık yüzünde' diye atıldı!
3- Bu konularla zannedildiği gibi ilgilenmiyorum. Asla hiçbir şey iddia etmiyorum. Gökyüzüne baktığım zaman evrende yalnız olmadığımız konusuna inananlardanım. O kadar!

Kaynak: Akşam Gazetesi


Anjelika Akbar tüm eserleriyle tüm dünyada Universal Taxim tarafından temsil edilmektedir...

Anjelika Akbar is represented by Universal Taxim with all her works throughout the world...

Detaylı Bilgi için tıklayınız...


PAZARLAMA SİHİRBAZLARINDAN SIRLAR SEMİNERİNİN ONUR KONUĞU;
EVRENSEL SESİ KULAKLARA UYARLAYAN MÜZİK TASARIMCISI, BESTECİ, PİYANİST ANJELİKA AKBAR.

7 Mayıs – 25 Haziran tarihleri arasında, Maan Performans Sahnesi’nde (Süzer Plaza) düzenlenen, 16 konuşmacının 20 konuyu irdeleyeceği “Pazarlama Sihirbazlarından Sırlar” Seminerleri’nin onur konuğu Anjelika Akbar olacak.
Ünlü piyanist, besteci ve müzik tasarımcısı Anjelika Akbar, 4 Haziran 2009 tarihinde saat 13:30-14:30 arasında iş dünyasının bu önemli organizasyonunda konuşmacı olarak yer alacak. Bir sanatçı olarak markalaşma sürecinde yaşadıklarını dile getirecek olan Akbar, “Bu proje içinde yer almaktan mutluluk duydum.” dedi.
AU Danışmanlık tarafından organize edilen seminerlere özellikle Anjelika Akbar’ın davet edilmesi ile ilgili olarak Danışman Arzu Uğur şunları söyledi: “Pazarlama: Birçok disiplini içinde bulunduran, şirketlerin yaşam kaynaklarını oluşturan, ruhu ve kimliği olan bir bilim, bir sanat, bir meslek, bir felsefedir. Böylesine derinliği olan bir konuyu sadece iş dünyasından dinlemek haksızlık olurdu. Bir başka göze, bir başka ruha ihtiyaç vardı. Anjelika Akbar; önce insan olma kaygısı duyan, derin bir felsefeye sahip, insan ruhuna şifa olacak olağan üstü 400 bestesi ile dünya müzik tarihine adını yazdırmış önemli bir marka. Hayata bakışı, algılayışı ve başarı sırları ile pazarlama alanında çalışanlara, farklı bakış açısını kazandırabilecek beklide Türkiye’de ki en önemli isim. Seminerlerimizin onur konuğu olmayı kabul etmesi bizim için büyük bir şans oldu. Katılımcılar, onun yaşam felsefesinden önemli dersler çıkaracaklardır.”

ANJELİKA AKBAR VE YAŞAM FELSEFESİ
Anjelika Akbar, doğadaki bütün sesleri nota olarak algılayabilmekte. Müzisyenlerde çok ender görülen "absolute" (mutlak) kulak özelliğine sahip. Ve o an beste yapabiliyor. Akbar'ın bu özelliği 4 yaşındayken müzisyen ve felsefeci olan babası tarafından fark edilmiş. Akbar'ın, Su (1999), Vivaldi'in Dört Mevsimi'nin Piyano Uyarlaması, Bach A l'oriantale (2002), Bir Yudum Su (2005), “bir’den Bir’e” ve ‘Raindrops’ (Yağmur damlaları - 2009) isimli 6 albüm çalışması bulunmakta.
Anjelika Akbar'ın yaşamında su ve yağmur sesinin ayrı bir önemi var. Su sesinin insanın duygularını olumlu yönde etkilediğini düşünüyor. Yağmur Damlaları çalışması, yağmurun 24 saatini anlatıyor. Akbar, yağmura ait düşüncelerimizin duygularımızla çok ilgili olduğunu söylüyor: "Eğer mutluysak yağmuru çok iyi algılıyoruz, tersiyse yağmur bize kasvet verir. Aşıksanız, en kötü yağmurlu hava bile size iyi gelir. Çiftçiyseniz, yağmur size tanrının gönderdiği bir armağandır. Her şey bizim duygularımızla bilinçaltımız ile bağlantılı" diyor.
Ona göre, "Yağmur Damlaları" albümünde genel olarak sükûnet duygusu hâkim. Ama insanın içinde eğer bir takım açıklayamadığı hüzünler varsa, albümü dinlerken o hüzün de ortaya çıkıyor. Yağmurun evrensel yolculuğu denebilecek çalışmada kanun, arp, ney, sarod, tanpura, vokal, çello, perküsyon ve flüt gibi Batı-Doğu sazları ve etnik enstrümanlar harmanlanarak kullanılmış.
Anjelika Akbar’ın başarısının altında sadece olağan üstü bir şekilde sesleri algılaması yatmıyor. Onun başarısının temelinde; tutku, sevgi, birliktelik, paylaşmak, içtenlik, etik ve sükunet yer alıyor. Tıpkı başarılı pazarlama konseptlerinde olduğu gibi.

Olağan üstü yetenek, konuşmasından sonra katılımcılar için son albümü olan Raindrops’ (Yağmur damlaları - 2009) imzalayacak.


Yağmur Damlaları”….. çünkü yağmur damlaları benim için huzurun, ferahlığın, içsel dengenin ve evrenin en güzel sesi. Ve yağmur damlaları en güzel bu şehirde... İstanbul’da... Bana kendi şeffaflığında evrenin her yerinde aynı anda olabilme duygusunu yaşatıyor Bu albümde toplanan eserlerin ortak özellikleri yaşadığım en yoğun duyguların bir özeti niteliğinde olması İlk anneliğimi 18 yıl önce yaşamıştım. Yürek tam da ismi gibi yüreğimin ritmini yansıtırcasına hayatıma katılmıştı ve 18 yıl sonra Timur bana ikinci kez anneliği yaşattı. Farklı zaman dilimlerinde olsa da anneliğe dair tüm duygularım bu albümde farklı eserlerde notalara döküldü.

Himalaya; huzuru, arınmışlığı ve gücü hissettiğim ve albümün ilk tınılarını yüreğimde hissettiğim yer...
İstanbul; aşkı, dostluğu, ailemi ve kendimi bulduğum; tamamen ait olduğum yer Bu albümün de yaşadığı ve yaşayacağı yer, tıpkı benim gibi...
Yağmur damlalarını, farklı enstrümanların tınısında “Anjelika tarzında” tanımladım. Ben yağmuru bu albümdeki gibi duyuyorum, tanımlıyorum ve yorumluyorum. Tüm eserlerin besteleme sürecinde ilham aldığım çok fazla şey olsa da ortak buluştukları duygu, huzur tıpkı tüm kültürlerde yağmur damlasının huzuru ve dinginliği tanımladığı gibi... 24 saat yani kelebeğe göre bir ömür, insanlar için bir gün, benim içinse bir yağmur damlasının serüven süresi... İlk eserden 14’üncü esere kadar yağmur damlasının günün farklı saatlerinde uyandırdığı duygusal farklılıkları bestelerimin ritminde sizlerle paylaşmak istedim. Albüm yağmur damlasının sabah camımıza vurduğu ilk ritmindeki kalp atışıyla başlıyor ve son parçada yağmur damlalarının huzurunda uykuya dalıyoruz. Her beste aslında birbirinin devamı niteliğinde çünkü her eserimde mutlak kulağımla duyduğum yağmur damlasının notasını veya melodisini kullandığım sihirli sözcüğüm bir yerde gizli… Evrensel kültürü, evrensel enerjiyi yakalamak için bu albümde çok özel insanlarla çalıştım Ülkemizin önemli bir konservatuarında eğitim görmüş Aslıhan Güngör ve Özge Salar, iki parlak öğrenci gençlik enerjilerini benimle paylaştılar. Sevgili Haluk Bilginer bir mantra’nın müziği üzerine yazdığım şiiri benimle birlikte yorumladı. Sevgili Mehmet Yılmaz müzik sevgisini ve yeteneğini gazeteciliğinin arkasında tutmayı tercih etmiş bir dünya insanı olarak, “Yağmur Damlaları”ndan bazılarını yorumladı. Sevgili öğrencim İlyas Seçkin, “Umut” eserimde umutlarımızı melek gibi sesi ile en iyi bir çocuk ifade eder dediğimde, sesiyle katkıda bulundu. Ve “Raindrops By Anjelika”ya enstrümanlarıyla, duygularıyla, ve heyecanlarıyla katkıda bulunan tüm müzisyen arkadaşlarım; Yinon Muallem, Shankar Bhattacharya, Rahşan Apay, Burcu Sönmez, Taner Sayacıoğlu, beni güçlendirdiniz…
Besteci Anjelika AKBAR’ı bunca yıllık birikim, duygusal doygunluk ve iç huzuruyla sizlere sunarken en büyük desteğim; eşim Batu Tarman’ın ve ilham kaynaklarım; oğullarım Yürek ve Timur’un her notada, her dokunuşumda ve her tınımda yanımda oldukları için hayatın bana sunduğu armağan olduklarını düşünüyorum. Ve varlıkları için şükrediyorum...
Yeni ve daha uzak sınırlara doğru beni yönlendirip destekleyen ve müziğimin yaşam çizgisinde beni cesaretlendiren Sevgili Mine Aksoy; ve tüm çalışmalarımı stratejik olarak kurgulayan, yöneten, kalbiyle bu yolculuğu aydınlatan Sevgili Yelda İpekli; iyi ki varsınız... Bazı kişiler yalnızca var olarak dünyayı özel hale getiriyorlar… Sizin gibi…
Bilgi ve duygu birikimi ile daima yanımda olan sevgili Ali Darmar ve sesimle kendimi daha iyi ifade etmeme yardımcı olan sevgili Melek Çeliktaş, sizlere de değerli katkılarınız için çok teşekkür ediyorum.
Benim heyecanımı, notalarımı kusursuz bir şekilde sizlere sunmak için zamanlarını, bilgilerini, ruhlarını her damlaya işleyen tüm ekip arkadaşlarıma da teşekkür etmek istiyorum.
Varlıklarıyla beni onurlandıran iki usta; Haluk Bilginer ve Mehmet Yılmaz’a bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.
Bir yandan hayatın yüksek hızına yetişmeye çabalarken, belki de huzur dediğimiz, içimizdeki dinginliği bulmakta gizli… Tüm eserleri dinlerken, ümit ediyorum ki; içinizde barınan adını koyamadığınız hüzün ve gölgeler su yüzüne çıksın; siz de, kendinizle baş başa kalarak onları ahenk ve dingin mutlulukla etkisiz kılın… Hayatı notaların temposunda yaşayın…
Uzun bir aradan sonra sizlerle bir yağmur damlasının huzur ve bereketinde buluşmanın mutluluğu gözyaşlarımda mı, yoksa notalarımdaki yağmur damlalarına da yansıdı mı? Bilemiyorum… Ancak kalbimin ritmi şu an elinizde tuttuğunuz albüm’e sinmiş; her notasında ve İstanbul’da…

Sevgi ve Saygılarımla
Anjelika Akbar

Universal Music Taxim Edition sanatçısı Anjelika Akbar yeni albümüyle tekrar aramızda.

RAINDROPS by ANJELİKA

Yağmur damlalarının evrensel müzik yolculuğu...

RAINDROPS (Yağmur Damlaları) Ocak ayı sonunda itibariyle kulaklarınızda çınlayacak.

Besteci Anjelika Akbar, üç yıl aradan sonra çıkacak yeni albümü Ocak ayı sonunda müzik marketlerde yerini alacak. Adı RAINDROPS by ANJELİKA...

Albümde besteci kimliği ile ön plana çıkacak olan sanatçı, ney ve kanun dışında Hint etnik çalgılarını da kullanarak evrensel müzik dilinde "yağmur damlaları"nı kendi yorumuyla anlatıyor. Dünya çapında ve müzik tarihinde "Mutlak Kulak" sahibi sayılı sanatçılardan olan Anjelika Akbar bu yeteneği sayesinde evrendeki tüm sesleri müzik notası olarak algılayarak besteleriyle bizlere sunuyor.

Altı yaşında bir çocuğun sesiyle desteklenen "HOPE" ve tiyatrocu Haluk Bilginer'in sesiyle renklenen "RAINDROPS" albümde öne çıkacak eserler. İkinci bebeğinin hamilelik dönemindeki anne duygusallığının etkin olduğu albüm, uluslararası sanatçılarla desteklenerek evrensel bir ziyafete dönüştürüldü. Sanatçı albümü ile ilgili olarak "içimize yönelmek ve kendimizle buluşarak huzura ulaşmaya çok ihtiyacımız var. Bu albümdeki tüm yapıtlar dinleyicileri kendi iç yolculuklarına çıkarmaya destek olacak. Yağmur Damlaları'nı farklı enstrümanların tınısında "Anjelika tarzında" tanımladım. Ben "yağmur"u bu albümdeki gibi duyuyorum, tanımlıyorum ve yorumluyorum. Tüm eserlerin besteleme sürecinde ilham aldığım çok fazla şey olsa da ortak buluştukları duygu "huzur", tıpkı tüm kültürlerde yağmur damlasının huzuru ve dinginliği tanımladığı gibi. Yirmi dört saat, yani kelebeğe göre bir ömür, insanlar için bir gün, benim içinse bir yağmur damlasının serüven süresi. İlk eserden on dördüncü esere kadar yağmur damlasının günün farklı saatlerinde uyandırdığı duygusal farklılıkları bestelerimin ritminde sizlerle paylaşmak istedim." diyor.

Albüm ile ön plana çıkacak diğer özellikler ise "Yağmurlu bir İstanbul gününü sabah saatlerinden geceye kadar geçen bir süreçte müzik dilinde anlatması. Her eser bir önceki eseri tamamlayacak şekilde bestelenmiş ve yağmur damlasını tanımlayan bir nota bütünlüğü tüm eserlere serpiştirilmiş" olması.

On dört eserden oluşan RAINDROPS BY ANJELİKA kendimizle başbaşa kalmak ve hayat ritmimizi biraz yavaşlatmak istediğimiz her an kulaklarımızda çınlayacak.

Raindrops by Anjelika bir Universal Music Taxim Edition / Rezonans yapımıdır.


Ethem Kocabaş ve İstanbul Oyuncak Müzesi, Altın Kitaplar’la birlikte bir ilke imza atıyor.
“Yaşam deneyimlerinizin sakladığı sırları biliyor musunuz?”...

İnsanın mucizevî ve eşsiz zihin potansiyeli üzerine gerçekleştirdiği araştırmaları ile bireylerin kendilerini keşfetmelerine ışık tutan Yazar Ethem Kocabaş ve İstanbul Oyuncak Müzesi’nin ortak projesi “Hep Çocuk Kaldık” adlı kitap okurla buluşuyor.

“Hep Çocuk Kaldık” adlı kitap, kendini ve sevdiklerini keşfetmek isteyenlere, yaşam deneyimlerinde saklı “Ben Kimim?” sorusuna yönelik ipuçlarının bulunabilmesi konusunda ışık tutacak bir başucu kitabıdır.
Kitapta, profesyonel yaşamlarında doruğa ulaşmış ve yine de çocuk kalmayı başarabilen 49 kişiyle yapılmış söyleşiler yer alıyor. “Hep Çocuk Kaldık”, salt bir söyleşi kitabı olmaktan öte aslında zihinsel anlamda kendini keşfetmek isteyenlere rehber olacak bir kaynak kitap niteliği taşıyor.

ONLAR DA ÇOCUKTU, ÇOCUK KALDI...
Çok sayıda değerli kişiliğin çocukluklarında oynadıkları oyun ve oyuncakları, ailelerinde kendilerine örnek olan kişiler ve yetiştikleri çevrenin, günümüzdeki mesleki başarıları ile zihinsel gelişim özellikleri üzerindeki etkileri okuyucuyla paylaşılıyor.

Kitapta söyleşileriyle yer alan ünlüler:
Adalet Ağaoğlu Ali Poyrazoğlu Anjelika Akbar
Aydın Ilgaz Ayhan Doğan Balkan Naci İslimyeli
Belgin Akın Betül Arım Betül Mardin
Beyazıt Öztürk Cahit Berkay Ceyhun Yılmaz
Demet Akbağ Ebru Cündübeyoğlu Ediz Hun
Emel Karakaş Emre Kongar Erol Günaydın
Filiz Akın Fuat Güner Gani Müjde
Gazanfer Özcan Gönül Ülkü Gülten Dayıoğlu
Hakkı Devrim Haldun Dormen Halit Kıvanç
Haluk Bilginer Hıncal Uluç Hülya Koçyiğit
İlber Ortaylı İlhan Şeşen İskender Pala
Kadir Çöpdemir Kenan Işık Kerem Görsev
Metin Uca Mithat Bereket Müjdat Gezen
Nebil Özgentürk Nevzat Doğansoy Özkan Uğur
Perran Kutman Savaş Dinçel Selim Başarır
Semih Saygıner Türkan Saylan Yüksel Aytuğ
Zülfü Livaneli

 YAZARA DAİR
“Zihnin Şifresi” ve “Zihinsel Uyanış” adlı kitapların yazarı Ethem Kocabaş, lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi’nde tamamladı. Çeşitli şirketlerde üst düzey yöneticilikler yaptığı yıllarda eğitim birimlerinin yapılanması, eğitim faaliyetlerinin organize edilmesi ve kurumsallaşma çalışmalarının gerçekleştirilmesi konularında yönetim kurulu düzeyinde faaliyetlerde bulundu. 2005 yılında ABD’nin insan modelleme konusundaki dünya çapında önde gelen danışmanlarından birinden insanların karakter özelliklerinin oluşumu, karakter özelliklerine bağlı davranış türleri ve bu özelliklerin bilinçaltı boyutunda tespit edilmesi gibi konulara pek çok psikolojik ve tipolojik temellerde açıklık getirecek bir eğitim alıp, sertifika almaya hak kazandı. Nöro Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık Merkezinin kurucularından olan Ethem Kocabaş halen iş dünyamızın önde gelen şirketlerine zihin süreçleri konusunda danışmanlık desteği ve eğitimler vermektedir. Yazar, Türkiye’de ilk defa mesleklerin zihin süreçleri kapsamında analiz edilmesi konusunda çalışmalar gerçekleştirmiş ve çeşitli projeleri yönetmiştir. Türkiye’de pek çok mesleğin merak alanı, zekâ boyutu ve karakter özelliği çerçevesinde analiz edilmesine ilişkin çalışmaları da koordine etmiştir. İstanbul Oyuncak Müzesi’nde oyuncakların zihin süreçleri gelişimi üzerindeki etkilerini araştıran yazar, zihin süreçlerinin gelişiminde ve keşfedilmesinde oyuncakların önemine dikkat çekmektedir. Ethem Kocabaş halen meslek seçimi konusunda eğitim kurumlarına, gençlere ve ailelere danışmanlık desteği de vermektedir.
Yazarın uzmanlığı çerçevesinde destek verdiği projeler arasında şunlar yer almaktadır:

  • Farklı Zekâ Boyutlarının Kültürel Değerlerle Harmanlanması Projesi
  • Kuantoloji ve Nöro Eğitim Projesi
  • Oyuncakların Zihin Gelişimi ve Meslek Seçimi Konusundaki Önemi Projesi
  • Meslek Seçiminde Zihin Süreçleri ve Mesleklerin Zihin Süreçlerine Göre Analiz Edilmesi Projesi

Medya İlişkileri: Ayça Güçlüten / ayca@pr-ist.com.tr
ALTIN KİTAPLAR HAKKINDA
Yaklaşık 50 yıldır yayın hayatını sürdüren Altın Kitaplar, geçmişten günümüze ülkemiz kültür tarihine önemli katkılarda bulunmuş bir yayınevi olmaktan öte, bir kültür merkezidir. Klasik, macera, polisiye, yabancı çocuk klasikleri, yerli yazarlara ait romanlar, öyküler, çocuk kitapları; araştırma ve inceleme kitapları, bilimsel kitaplar, İngilizce, Almanca ve Fransızca sözlükler, Türkçe sözlükler, atlaslar, okul öncesi ve sonrası eğitim için boyama ve hikaye kitapları yayınevinin sunduğu geniş yelpazede yer almaktadır. Altın Kitaplar Yayınevi'nin yayın politikasında en önemli yeri tutan “bestseller” kitaplar tüm dünyada haklı yerini alırken Altın Kitaplar yayınevi de bu konudaki öncülüğünü sürdürüp söz konusu kitapları yayın dünyasına kazandırmaktadır.Bu konuda ülkemizde ilk yayınları yapan altın kitaplar yabancı yayınlarda bir çağ başlatmıştır. Yerli yazarlarımızın öyküleri, romanları, araştırma-inceleme kitapları ve yeni edebiyatcılara yayın dünyasının kapılarını aralayan dizileriyle Altın Kitaplar haklı bir saygınlığa sahiptir.Yayınevi, edebi eserlerin yanında bilimsel kitaplarda yayınlamaktadır.
www.altinkitaplar.com.tr
Telefon: 0212 511 32 26



BU KÖPEK UZAYLI…

UZAYLI KÖPEK BAAŞA’NIN HİKAYELERİ;
RUSYA’DAN SONRA TÜRKİYE’DE,

Uluslararası alanda üne sahip besteci ANJELİKA AKBAR’ın ilk kitabı çocuklara yönelik hazırlansa da içerdiği felsefe ve hayat görüşü ile büyüklerinde ilgisini çekiyor.17 yıl önce ilk bebeğine hamileliği sırasında kaleme aldığı ve Rusya’da yayınlanan kitap bestecinin ikinci bebeği’nin doğumuyla birlikte ülkemizde kitapseverlerle buluştu.
İllüstratör Şahin Erkoçak’ın çizimleriyle ülkemizde tekrar hayat bulan sevimli köpek Baaşa; iyilik ve sevginin simgesi beyaz tüyleri, Güneş’ten aldığı sevgi dolu enerjisi ile uçarak, iyilik ve sevgiyi Dünya ve diğer gezegenlere de yayıyor. Yolculuğu sırasında yaşadığı şaşkınlıkları, mutlulukları, üzüntüleri, sevgi dolu bakan masmavi gözlerinden anlatıyor. Kitap, sıcak, huzurlu ve yaşam sevincini destekleyen hikayelerden oluşurken aslında hayata olumlu bakmanında felsefesini başka bir açıdan okuyucuya sunuyor . Besteci kimliği ile klasik müzik divalarından olan ANJELİKA AKBAR önümüzdeki aylarda çıkacak yeni cd’nin hazırlıkları öncesinde “İlham Perim” dediği baaşa’nın hikayeleriyle bambaşka bir kimlikle karşımıza çıkıyor .Beyaz Renkli Baaşa,mitolojideki Helikon Dağ’ından şairlere ilham taşıyan,kanatlı,beyaz renkli,uçan at Pegasus’u anımsatıyor..
Anjelika Akbar’ın bir bestesine de konu olan Kitabı elinize aldığınızda bitirmeden bırakmayacağınız Baaşa’nın hikayelerini siz de çok seveceksiniz.Kim istemez O gezegendeki Baaşa ile tanışmayı,masalsı varlıklarla sohbet etmeyi.Anjelika Akbar,kitabında eğlenceli bir okuma sağlarken,kişisel gelişim ile estetik duygular ve okuma alışkanlığı kazanımını da destekliyor.
İnkilap Kitabevi’nin sadece çocuk kitapları yayınlayan kuruluşu Mandolin yayınları tarafından çıkan “Uzaylı Köpek Baaşa’nın Hikayeleri” ve Anjelika Akbar 3 Kasım Pazartesi 13.30-14.30 saatleri arasında Tüyap Kitap Fuarı Marmara Salonu’nda her yaştan okuyucuyla buluşuyor. Ayrıca, Baaşa’nın illüstratörü Şahin Erkoçak’ın muhteşem resimlerinden oluşan bir mini-sergi yapılacak, ve bu sefer klasik müzik besteleri de Anjelika Akbar’ın öğrencileri tarafından çalınacak.
Detay bilgi için
ELVAN BAKLA
0536-221 52 74
elvan@anjelikaakbar.com

UZAYLI KÖPEK BAAŞA BODRUM’DAN UÇTU !

Uzaylı Köpek Başa Bodrum Belediyesi’nin katkılarıyla 30 Temmuz Çarşamba günü İSİS Otel’de İsis Otel Yaz Okulu ve ÇYDD Bodrum Şubesi’nin Yaz Okulu’na devam eden çocuklarla buluştu. Etkinlik renkli görüntülere sahne oldu.

Çocukların yoğun ilgi ve katılımı ile gerçekleşen buluşmada, bir hoşgeldiniz konuşması yapan Başkan Ağan, “ Dünyaca ünlü besteci ve piyano virtüözü Anjelika Akbar ile bir arada olmaktan, çocuklarımıza sanatın bu güzel örneklerini sunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum” dedi. Başkan Ağan, Bodrum Belediyesi’nin kültür sanatta her zaman öncü konumda bulunduğunu, Bodrum’da ilklere imza attıklarını ve bugün de kitaplarla, müzik ve resimlerle bir arada, bu renkli ve özel etkinliğe katılan çocukların, buradan mutlaka güzel izlerle ayrılacağına ve ailelerin çocukları bu tür kültür sanat etkinliklerine mutlaka dahil etmeleri gerektiğine inandığını ifade etti.

  

Başkan Ağan’dan sonra sözalan Akbar, evsahipliği için Bodrum Belediyesi’ne teşekkürlerini iletti ve 17 yıl önce ilk bebeği Yürek’in doğumuyla birlikte kaleme aldığı, geçen sene ilk kez Rusya’da yayımlanan, Uzaylı Köpek “BAAŞA’NIN HİKAYELERİ” nin yaratım sürecini anlattı. İnkılâp Kitabevi’nin çocuk kitapları yayınlayan genç kuruluşu MANDOLİN Yayınları tarafından, sanatçının ikinci bebeği Timur şerefine okuyucularıyla buluştuğunu anlatan Anjelika Akbar, kitabının aslında yalnızca çocuklar için değil, büyükler için de olduğunu belirtti ve önyargılardan kurtulmak, sevgi, dostluk, barış gibi kavramların anlatılmaya çalışıldığı belirtti. Çocuklar için bestelenmiş klasik eserlerin yanı sıra “Baaşa” için bestelediği parçayı da seslendiren ve çocukların kendisine yönelttiği renkli soruları da yanıtlayan Akbar, gerek çocukların gerekse kendisini eserleri ve diğer başarılarıyla daha da yakından tanıyan büyüklerin yoğun ilgisi ile karşılandı.

  

İllüstratör Şahin Erkoçak’ın çizimlerinin yerladığı mini sergiye de büyük ilgi gösteren çocuklar, daha sonra Anjelika Akbar’ın imzaladığı kitapları aldılar ve İsis Otel’in çocuklar için hazırlanan özel menüsüyle lezzetli saatler geçirdiler. Mandolin Yayıncılık Yayın Yönetmeni Senem Onan, Baaşa’nın hikayelerinin, özellikle savaş ve felaketlerle dolu günümüzde, barışı, sevgiyi, hoşgörüyü, önyargısız birarada yaşamayı anlattığını ve hepimizin ihtiyacı olduğunu, aslında belki biz büyüklerin de alacağı pek çok ders bulunduğunu ifade etti.

Dünyaca ünlü Anjelika Akbar, Bodrum’da verdiği konserler dışında ilk defa çocuklarla birlikte gerçekleşen bu kültür sanat etkinliğinde, bu kez, çocukların gönlünde taht kurdu. Aynı gün İstanbul’a hareket eden Akbar’a Başkan Ağan, Bodrum Belediyesi’nin, Bodrum’u sembolize eden özel armağanını verdi ve başarı temennileriyle iyi yolculuklar diledi.

Anjelika Akbar Kitabını Tanıttı.

Dünyaca ünlü besteci ve piyano virtüözü Anjelika Akbar, 17 yıl önce kaleme aldığı ve geçtiğimiz yıl ilk kez Rusya'da yayımlanan “Uzaylı Köpek Baaşa’nın Hikayeleri” isimli kitabını , bu kez Türk çocuklarıyla buluşturdu.

Inkilâp Kitabevi tarafından çocuk kitapları yayımlamak için kurulan Mandolin Yayınları’nca hazırlanan “Uzaylı Köpek Baaşa’nın Hikayaleri”, Sunay Akın’ın kurucusu olduğu İstanbul Oyuncak Müzesi’nde düzenlenen bir etkinlikle tanıtıldı.

  

Anjelika Akbar’ın kıtabını ithaf ettiği oğulları 17 yaşındaki Yürek ve 3 aylık Timur ile eşinin de hazır bulunduğu tanıtıma Çocuk Esirgeme Kurumu’nda kalan bir grup çocuk ve Egitim Gönüllüleri Vakfı’ndan çocuklar da katıldı. Kalabalık bir davetli grubunun da hazır bulunduğu etkinlik sırasında kitabın kahramanı Baasa’nın küçük tahta oyuncakları, çsocuklar tarafından boyandı.

Ünlü Piyano Virtüözü Anjelika Akbar, Baasa’ya özel olarak bestelediği eserini ilk kez seslendirirken, klasik müzik sanatçılarının çocuklara özel bestelerinden oluşan bir de mini konser verdi.

Müzik Eşliğinde Doğum

Ünlü besteci ve piyanist Anjelika Akbar’ın erkek bebeği hayata merhaba dedi. Hamileler ve bebekler için müziğin ayrıcalıklı önemine inanan Anjelika Akbar, Timur bebeği Bach eşliğinde dünyaya getirdi.

Anjelika Akbar - Batu Tarman çiftinin aylarca süren heycanlı bekleyişi mutlu sona ulaştı, Timur bebek dünyaya geldi. Prof. Dr. İbrahim Sözen tarafından gerçekleştirilen doğumun sorunsuz ve kolay olmasının yanı sıra, Anjelika Akbar'ın isteği üzerine, doğum sırasında J.S. Bach’ın Re Minör Piyano konçertosu çalındı. Anjelika Akbar, dünyaya gelen Timur bebek ile ikinci kez annelik duygusunu yaşadı.

Anjelika Akbar’ın öncülüğünde kurulan www.bilinclianne.com sitesine hepinizi davet ediyoruz. Sitenin sloganı: “Yeni Çağın Bilinçli insanı için…