basından

Popüler kültür
17.05.2004
İclal Aydın
Vatan

Sonunda Milliyet'in Popüler Kültür ekini kaldırmışlar... Çıkış günleriyle oynamaya başladıklarında tahmin etmiştim. Galiba önce salı günleriydi sonra yanılmıyorsan çarşambaya aldılar. Derken cumaya geçti ve sonunda pazar eki olarak verildiğinde "Bu kadar gün değiştirmek hayırlı görünmüyor... Ömrü çok uzun değil, üç haftaya kalmaz kaldırırlar" diye düşünmüştüm, çok üzülerek... VATAN'ın yazarıyım ama Milliyet'in de okuruyum. Eklerden beklentiler ortada... Pazara geçti miydi o ek...

TV yayıncılığındaki kıyım da böyle değil mi? Bir dizinin ya da programın önce saatiyle oynarlar, sonra günüyle, sonra da bir ara kaldırıverirler. Artık takibi öyle zorlaşmıştır ki, izleyici -okur fark edemez bile; kim, ne zaman, nereye gitti? Okunmaya değer bir gazetenin kapanışından duyduğum üzüntüyü belirtmek istedim...

Kendinizi iyi ve mutlu hissettiren şey nedir? Müzik, okumak, sohbet, sinema, yürüyüş?... Peki bunlar hep aynı doygunluğu verir mi? Yoksa zamanla kanıksamaya mı başlarsınız ya da bir şeylere yetişme telaşı bunların önüne mi geçer?.. Cuma akşamı İstanbul AKM'de güzel bir konserdeydim. İlk bölümde ünlü piyanist Anjelika Akbar'ın bir eserinin dünya prömiyerine tanık olduk. İkinci bölümde ise çoğunu Pavarotti'nin popülerleştirdiği klasiklerden bir seçki dinledik. Uzun zamandır ilk defa mutlu olduğumu hissettim. Müziğin görkemi müthiş bir güce dönüşüyordu... Eve dönerken dilime bir Münir Nurettin Selçuk şarkısı takıldı... "Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın"...

Üniversite birinci sınıfta Klasik Türk Müziğinin tadını ve ihtişamını kavramaya başlamıştık. Müzik ve yaşamın nasıl iç içe olduğunu... Geçtiğimiz haftalarda "Bir İstanbul Masalı" isimli dizide bir kederli aşk sahnesinin üzerine düşmüştü bu güzel şarkı... Bir kuşağa hâlâ "bir şeyler" söylüyordu... Popüler bir dizide ölümsüz bir klasik şarkı yer almıştı... Klasik müzik Pavarotti, Carreras, Domingo gibi isimlerle popüler olmuştu...

Popüler olan her şeye duyulan gereksiz öfkeyi düşündüm... Pavarotti'ye kızanları, olasılıkla Bir İstanbul Masalı'nı izleyenlere kızanları, Münir Nurettin'in şarkısı o dizide yer aldı diye kızanları...

Popüler kültürü anlamaya çalışanlara kızanları...
Günışığı Kitaplığı'ndan çıkan "Troia Surlarının Ardında" isimli bir kitap okuyorum. Malumunuz Truva bugünlerde çok popüler. Filmi ortalığı şimdiden karıştırdı. Ben de bu yazıyı bitirdikten sonra filmi izlemek üzere sinemaya gideceğim. Yukarıda geçen üniversite birinci sınıftaki ağır müfredat mitoloji tarihi, felsefe tarihi, dünya tiyatro tarihi derslerinin yanı sıra klasik tarih konusunda bilgili olmamızı gerektiriyordu. Ama gel gör ki okumazsan birinci sınıfı bitiremezsin, denilen "İlyada ve Odisseia" bir türlü bitmiyordu. Okumanın incelikli lezzetini henüz kavramaktaydım ve sürükleyicilik benim için daha öncelikliydi...

Okuduğum kitabın yazarı, öğretmen Clemence McLaren, mitolojik öyküleri öğrencilerine kim bilir ne kadar güzel anlatıyordur. Zira kitabı genç okurlar için çok akıcı bir kurgu ve sürükleyici bir dille Truva savaşını, kahramanlarını, Ege'yi anlatıyor... Bildiğim o hikâyeyi bir kez daha severek okuyorum ve mutlaka öneriyorum...

Popüler kültür... "Kötü" müydü?