Untitled Document
Bach'ın yaptığı tasavvuftur
01.10.2003
Emin Akdağ
Aksiyon
"Bach, sistemin içinde tek Tanrı"nın var olduğunu, her şeyin onun
içinde döndüğünü çok iyi biliyordu. Besteleri bilinçli olarak bunu yansıtıyordu.
Bu, tabiî ki tasavvuftur"" Her olaya madde açısından bakan, sadece aklı
üstün gören bir sistemin içinde yetiştiniz. Nasıl oldu da mistik konulara bu kadar
yakın olabildiniz? Zorluklar yaşadınız mı?
Kazakistan"da doğdum. 10 yaşımdan sonra Özbekistan"da, Taşkent"te
yaşadım. Sistem aynıydı ama her iki ülkenin kültür ve eğitiminde birtakım ince farklar
vardı. Kazakistan, Sovyet sistemine daha yakındı. Özbekistan ise Doğu"yu daha
çok hissettiren bir yerdi. Burada Batı-Doğu sentezi vardı. Ateist bir düzende mistik
konulara ilgi duymak zor ama bu herhalde kalpten gelen özel bir şey. Çünkü beraber
okuduğum arkadaşlarımda böyle bir ilgi yoktu. Bu söylediklerim, Sovyet Rusya"da
mistik konulara ilgi yoktu şeklinde anlaşılmamalı. Faaliyetler gizli kapaklı yürütülürdü.
Bu konulardaki yazılar fotokopiyle çoğaltılıp gizlice dağıtılırdı. Mistik konularla
ilgilenmek yasak ve tehlikeliydi.
Allah inancını ne zamandan beri taşıyorsunuz? Kardeşleriniz ve aileniz...
5-6 yaşımdan beri... Ailemin tek çocuğuyum. Annemde o kadar yok. Anneannemde daha
çok. Babam bu işin ilmini bilen biriydi. Felsefe, din ve bilimin birleşimi olan
öğretiye Doğu"da tasavvuf, Batı"da teosofi deniliyor. Aynı şey. Yani Allah
bilgisi ve onun bilimi. Zannedersem babam için de zordu. Eşim de felsefeciydi; o
da çok zorluk çekti Rusya"da bu konularda ders verirken. Bu yönde bir eğiliminiz
olduğu fark edildiğinde karşınıza zorluklar çıkıyordu. Allahtan benim başıma bir
şey gelmedi.
Konservatuvarda, bu konularla ilgilenen bir iki tane de olsa arkadaşınız yok
muydu?
Çok azdı. Yüzlerce kişi arasında belki bir ya da iki kişiyle böyle konuları paylaşabilirdiniz.
İç ve dış dünyası farklı bir Anjelika mı vardı? Bu durum, içsel bir çatışmaya,
çift kişiliğe yol açıyor muydu?
Türkiye ateist bir ülke değil. Birçok kişi ruhani birtakım şeyleri yaşasa bile onları
topluma yansıtamıyor. Birçok şey yadsınıyor. Din ağırlıklı toplumlarda bile durum
böyle.
Türkiye"de de bunların yadsınması şaşırttı mı sizi?
Bu normal; bütün dünyada böyle. Çünkü insanlar maneviyatı, kalbi unutmuşlar. Her
şeyi mantık ve akılla çözmeye çalışıyorlar. Bu nedenle şaşırtıcı değil. Rusya"da
çift kişilik yaşamamı şu önledi: Bir müzisyendim, manevi zenginlikleri müzik yoluyla
aktarabiliyordum. Bir tek, istediğiniz kadar konuşamıyordunuz.
Bach ve Mozart gibi besteciler de bir bakıma tasavvufla mı ilgiliydiler?
Kesinlikle öyle. Başka türlü düşünmek için hiç bir sebep yok.
Bunu örnekleyerek anlatabilir misiniz?
Bach"ın eserlerinin çoğu ruhaniyetle ilgili. Kiliseden çıkan ve kilise için
yapılan bir müzik. Bach bir aracıydı. Sistemin içinde tek Tanrı"nın var olduğunu,
her şeyin onun içinde döndüğünü çok iyi biliyordu. Besteleri bilinçli olarak bunu
yansıtıyordu. Bu, tabiî ki tasavvuftur. Mozart net olarak şunu anlatıyordu: "Ben
bir aracıyım. Evrenden duyduğum sesleri müzikle buraya damla damla aktarabilirim.
Uzun bir eser olarak gördüğünüz senfoni, orada duyduğum şeyin tek bir damlası. Burada
siz onu böyle anlıyorsunuz. Keşke siz de duyabilseydiniz, orada duyduklarımı."
Beethoven, Çaykovski, hepsi de öyleydi. O etkileyici müzik neredeyse, orada maneviyat
var.
Ateist düşüncedeki insanlar nasıl algılıyorlardı bu eserleri?
Düz müzik, nota ve ses olarak algılıyorlardı. Kutsal bir şeyi tasavvufî duyguları
bilen birine gösterirseniz, o kişi o şeyin enerjisini hisseder ve onun kutsal olduğunu
anlar.
Türkiye"de Klasik Batı Müziği eserleri çağdaş müzik diye takdim ediliyor.
Bu da bir algılama hatası herhalde?
İnsanlık son birkaç yüzyıldır her şeye sadece mantık ve akılla yaklaştığı için,
müziği düz bir şey olarak görmek çok doğal.
SSCB döneminde gizliden gizliye fotokopiler dolaşırken, insanlar birbirlerine
neler aktarıyordu?
Felsefe derslerinde Mevlânâ"dan, bütün üstadlardan bahsediliyordu. Şems"i
de biliyorduk. Ama fikirlerini bilmiyorduk, anlatabildim mi? Sadece isim ve tarih...
Daha fazla bilgiyi gizli gizli öğreniyorduk. Teklik felsefesini, her şeyin Allah"ın
içinde olduğunu, sebep ve netice kanununun nasıl döndüğünü... Çok fazla bilgi var,
bunları röportajda anlatmak zor...
Müzik, felsefede yakaladığınız derinlikleri aktarmak için çok muazzam bir araç
mı?
Kesinlikle öyle ve bunu çok iyi kullanmaya çalışıyorum. Çok iyi yaptığımı söyleyemem.
İddialı olmak istemiyorum. İnsanların mutlu yaşayabilmesi için çalışıyorum. Aracım
müziktir. Önce insanım, sonra felsefeciyim, sonra müzisyenim. Benim için önemli
olan insanlar arasındaki iletişimdir, gönül birlikteliğidir.
İnsanlar bu ruhani derinliklerden neden uzaklaştılar? Tekrar oderinliklere ulaşmanın
yolları neler?
Bunun sebeplerini anlatmak uzun sürer. "Ne yapmalıyız?" sorusuna cevap
bulmamız gerekiyor. İnsanın kendine "Ben kimim?" diye sorması lâzım. Basit
iki kelime; ama manevi anlamda üstadlar binlerce yıl boyunca bize bunu söylüyorlardı.
Kur"an"ı incelediniz mi?
Çok fazla değil. Çoğu şeyi biliyorum; ama Kur"an"ı A"dan Z"ye
okuduğumu söyleyemem. İncil için de aynı. Kutsal kitaplardaki ana fikir ve istikametleri
biliyorum. Sayfa sayfa okumadım. Bütün filozoflar, yüce insanlar bunu söylüyorlardı.
Biliyoruz ki, mikro ve makro kozmos bir. İnsan sadece bedenden ibaret olmadığını,
bir ruha da sahip olduğunu bilmeli. O vakit doğaya ve insana bakış değişecek. İnsan
yüce ve ışıklı bir varlık. Tanrısal ışığı taşıyan bir varlık.
Bu ifade ettiklerinizi tam yaşayabiliyor musunuz? Eksiklikler varsa, sebebi
nedir?
Yaşamaya çalışıyorum. Eksikliklerin sebebi, alışkanlık ve çevre. Çevrede, bizi yolumuzdan
başka tarafa sevk eden çok faktör var. Onun için çok kapalı bir hayat yaşıyorum.
İçki, sigara kullanmıyorum. Vejetaryenim. Eğlence ile ilgim yok. Uzak bir yerde
oturuyorum. Kalabalığın içinde değilim.
Çocuğunuzun nasıl bir evlat olmasını istersiniz?
12 yaşında. Enka Okulu"nda okuyor. Kim olduğunu gerçek anlamda bilen bir insan
olmasını isterim. Sırf kendisi için yaşayan bir insan olmasın. Bencillik en zararlı
şeylerden biri. İstiyorum ki, oğlum mutlu olsun. Ama o mutluluğu, kendisi için bir
şeyler yaparak değil, başkaları için bir şeyler yaparak bulsun.
Bach Al"Orientale albümünde istediğiniz mesajı topluma verebildiniz mi?
Bu tür konuları tartışmak, konuşmak için bir platformdu.
Felsefî bir adım mıydı?
Tabiî îki. Beni tanımayan bazıları zannediyor ki, çok kimliksiz ve basit. Aldı darbukayı,
üstüne Bach"ı birleştirdi, Asena"yı da oynattı... Allah"ım, hiç de
öyle değil.
Asena"yı niye klipte oynattınız sahi? Asena, tasavvufun, maneviyatın neresinde?
Bir cümle hatırlatmak istiyorum: "Gel, kim olursan ol gel." Meslek hiç
önemli değil; insanın içi önemli. Çok dobra bir insan. İçini beğendim, iyi kalpli
bir insan. Öyle olmasaydı Asena"yı klipte dans etmesi için çağırmazdım. Ama
bu proje Asena ile başladı. Asena"nın yeni çıkan albümünün üçüncü parçasını
bir yerde tesadüfen duydum. Sadece ritim vardı. O ritmi Asena kendisi oluşturmuş.
O ritmi dinlerken, Bach"ın çok sevdiğim bir eserinin üstüne geldi. Kolaj gibi
oldu. Fikir olarak çok hoşuma gitti. Dedim ki ben bundan bir şey çıkaracağım, bu
bir proje olabilir. Yapabilir miyim, çok mu tepki alırım diye düşündüm. Tepki alabilirim
ama Batı ve Doğu"yu tüm farklılıklara ve aykırı gibi görünen şeylere rağmen
yan yana getirmeliyim, dedim. Ritmi Asena"dan aldım, orijinal olarak kullandım.
Daha sonra onu telif hakkı için buldum.
Yani o ritim Asena"nın olmasaydı, projenizde bir dansöz olmayacak mıydı?
Hayır olmayacaktı. Olaylar öyle gelişmeseydi zaten dans olmazdı. Ama bu Asena"ya
bağlı bir proje. Tanıştığımda anladım ki, bu kızda başka bir şeye doğru arayış var;
bu onun için platform olabilir. Farklı bir ufuk açıldı onun için. Sahnede Erkan
Oğur"un yanında heyecandan titriyordu. Çok duygulandı ve etkilendi. Herhalde
inanıyorsunuzdur, hiçbir şeyin tesadüf olmadığına. Bu olduysa, Asena"nın hayatında
bu olayın olması gerekiyordu. Onun için başka bir perspektifin açılması gerekiyordu.
Asena adına çok mutluyum.
Peki Asena"da bir değişiklik oldu mu?
Bizimle iki defa konsere çıktı. İç dünyasında çok büyük değişiklikler oldu. Onu
magazin programlarında göremiyorsunuz. Zaten inançlı bir insan. Siz bakmayın, gidiyor
milleti eğlendiriyor, dans ediyor. Farklı bir kız. Böyle olmasaydı çalışmazdım.
Bach Al"Orientale çalışmanız için nasıl tepkiler aldınız?
Tepkilerin yüzde 99"u olumlu yöndeydi ve bu beni çok mutlu etti. Herkes çok
duygulandı.
Hiç ummadığınız yerlerden de olumlu tepki aldınız mı?
Klasik çevreler ikiye bölündü. Bazıları daha dinlemeden, Bach Al"Orientale
ve Asena"yı duyunca reddettiler. Bazıları albümü dinledikten sonra dönüp teşekkür
ettiler. Asıl diğer gruptan, tutucu Klasik Batı Müziği dinleyicisinden çok güzel
övgüler aldım.
Ne kadar sattı Bach Al"Orientale?
Yazın başına göre 30 binden fazla sattı. Klasik müziğe göre görülmemiş bir rakam.
Herkes çok şaşırdı. Rekor diyorlar.
Kitabınız ne zaman çıkacak? Kitaptaki ana fikir nedir?
Yakında, kitap fuarına yetişecek. Doğa ile bir olduğumuzu, dünyanın gezegen olarak
canlı olduğunu, insanların o canlı organizmanın bir parçası olduğu hatırlatan; ahlaki
değerlerin iyileşince dünyanın da iyileşeceğini anlatan bir kitap.
Başka projeleriniz var mı?
Bu kış 23-24 Ocak"ta AKM"de bir senfonim seslendirilecek. O da manevi
konuları işleyen bir eser. İçinde şiir de var. Orijinali Rusça. Türkçeye çevirttik.
Tiyatro sanatçılarımızdan biri okuyacak. Onun dışında Erkan Oğur, Ercan Irmak, Reyent
Bölükbaşı ve ben bir dörtlü kurduk. Anadolu"yu gezmeyi çok istiyoruz. Bunun
için sponsor arayışındayız. Biliyorsunuz, Erkan Oğur ve Ercan Irmak yıllardır çalışıyorlar,
tasavvuf ve Doğu müziğini temsil ediyorlar. Biz ise Reyent ile Batı müziğini temsil
ediyoruz. İkişer enstürmanla bir diyalog ve kucaklaşma.
ANJELİKA AKBAR KİMDİR?
Çocukluk ve eğitim yılları, Sovyetler Birliği (SSCB) döneminde Kazakistan
ve Özbekistan"da geçti. Orkestra şefi ve felsefeci olan babasının bir yanı
Kırım Türkü ama soyunda en az 5 ırkın karışımı var. Kendini bildiğinden bu yana
felsefeye, mistik konulara ve müziğe ilgi duyuyor. Üstün yetenekli çocukların devam
ettiği 11 yıllık okulu ve 5 yıllık konservatuvarı bitirdi. Yaşı 35. Türkiye onu,
Doğu ve Batı müziğini bir araya getirdiği Bach Al"Orientale isimli albümüyle
tanıdı. Ona göre Klasik Batı Müziği, ruhani ve manevi kaynaktan, yani tasavvuftan
besleniyor. Akbar, ahlakî değerlerini yitiren insanlığın kendi cinsine ve tabiata
zarar verdiğini düşünüyor. Rus yazar Stephan Stulginsky"den çevirdiği ve yakında
piyasaya çıkacak olan "Doğunun Kozmik Efsaneleri" isimli derleme kitap
tam da bu konuya vurgu yapıyor. Sanatçının şimdiye kadar 4 albümü çıktı. Birincisi
Su. İkincisi Vivaldi 4 Mevsim Solo Piyano Uyarlaması. Üçüncüsü Bir"den Bir"e.
Dördüncüsü ise Bach Al"Orientale.