Bestelerimde düğünle ölümün yolu kesişti
16.12.2005
Figen Yanık
Sabah
"Hayat uzun metrajlı bir film gibi'' diyen Anjelika Akbar'ın yeni albümü "Bir
Yudum Su''daki eserleri de kendi yaşadığı filmin izlerini taşıyor; aşk var, sevgi
var, ayrılık var, barışa çağrı var
Albümlerinize seçtiğiniz isimler "Hayatın özü sudur" felsefesini hatırlatıyor.
"Su"dan sonra şimdi de "Bir Yudum Su" geldi. Su ile ilişkiniz
eserlere nasıl yansıyor?
Su hayatın özü, evet. Su elementinin rengi, şekli yok. Her renge her forma girer
ama özünü hiçbir zaman kaybetmez. Ben suyun bu özelliklerini insana benzetirim.
Çünkü insan da her renge forma, her renge, her olumlu ya da olumsuz olaya girebilir
ama özünü kaybetmez. Er ya da geç o temiz öz her zaman çıkıyor ve kazanıyor. Vücudumuzun
da büyük bölümü su, gezegenimiz de öyle... Evrende suyun bulunduğu yerlerde hayat
belirtisi olduğu biliniyor. Büyük sırlardan biri bu... Masaru Emoto adlı bir Japon
araştırmacı da 'Su Kristalleri' adlı kitabında, suya bir sözcük söylendikten ya
da müzik dinletildikten sonra özel şartlarda dondurulunca ortaya çıkan kristaller
araştırılıyor. Olumlu ya da olumsuz sözcüklerin su üzerinde ne tür şekiller oluşturduğu
inceleniyor. Onun için duygu ve düşüncelerimizde çok dikkatli olmalıyız, çünkü içimiz
suyla dolu... Birbirimize söyleyeceğimiz her şey izler bırakıyor. İçimizi ya deforme
ediyor ya da güzelleştiriyor. Konserlerde de herkes bana terapi gibi olduğunu, temizlendiklerini
hissettiklerini söylüyor... Demek ki o müzikte bir şey var.
'ANILAR' DÜĞÜN HEDİYESİ
"Bu albümdeki her eser sanki bir filmi anlatıyor, dinleyenler de kendi
filmlerini çekebilir'' diyorsunuz. Sizinle ilgili hangi filmler akıyor bu albümde?
Her biri benim yaşadığım filmlerin izlerini de taşıyor. Çünkü hayatımızı uzun metrajlı
film olarak düşünürsek her saniye kısa metrajlı bir film... Bu albümdeki eserlerde
de sevgi var, aşk var, ayrılık bile var... Savaşa protesto var. 'Çağrı' eserim,
barışa çağrı... Kosova olayları zamanında bestelendi. 'Okyanusun Derinliklerinde'
eserimde, ben onu bestelerken kendimi birden bire okyanusun dibinde yürürken buldum.
Hatta ben dalmayan bir insanım, ama dalanlar 'Sen de mi dalıyorsun' diye sordu.
Hayır, dalmıyorum ama o duyguyu hissettim. 'Anılar' adlı eser de aslında arkadaşım
Tayyibe Gülek'e düğün hediyesi olarak bestelendi. Gülek ailesi benim için çok değerli
bir ailedir. Bu eseri Tayyibe Gülek'e düğününde hediye olarak çaldım. "Kar
Tanesi'' beni direk olarak Rusya'ya götürüyor. Ben bu eseri kısa bir süre önce ölen
Rus besteci Sviridove'un tarzında besteledim. Çağdaş bir besteci ama çok da romantik
eserler yapıyordu. Rusya'nın karlı havası, dönen kar taneleri karşımıza çıkıyor
bu eserde de...
Albümde Ortaçağ'da lavta ile çalınan ve anonim bir beste olan 'Masal' adını
verdiğiniz eser dışında hepsi sizin besteleriniz. Nasıl girdi lavta ezgileri albüme?
Bu eser yıllar önce benim hayatıma girdi. Rusya'da keşfedilen ve aşağı yukarı 20
yıl önce bir filmde ve bir şarkıda da kullanıldı, çok sevildi. O eseri yıllarca
yanımda taşıdım, Türkiye'ye de getirdim. Tarz olarak bu albüme çok uygun olacağını
hissettiğim için kendime göre uyarlayıp albüme ekledim. İçinde masalsı bir anlatım
olduğu için adına da 'Masal' koydum. Bu eseri ilk başta nasılsa lavtacıyı bulamam
diye gitar için yapacaktım. Kerim Selçuk 'Anjelika ben sana bulurum lavta sanatçısını'
dedi. Böylece lavtayı Halit Süha Çelikkıran çaldı. Ben de çok mutlu oldum.
Albüm kapağında Erkan Oğur'a da teşekkür ediyorsunuz... Siz müziğin klasik ve
new age tarafında o ise daha etnik formlarda gezinirken yollarınız nasıl buluştu?
Erkan Bey'le artık öyle bir ilişkimiz var ki bir şey yaptığımda kendisiyle paylaşıyorum.
O da klasik müzik eğitimi aldı sonuçta... Zaten dünya insanı ve dünya müzisyeni...
O seviyede olunca artık bir ayrım yok. Etnik, klasik ya da new age farketmez. Orada
başka birtakım kriterler çalışıyor ve Erkan Bey de oralarda...
Ortak çalışma yapmak istediğiniz müzisyenler var mı?
Hintli müzisyen Ravi Shankar'la çalmak isterim... Aslında Hintli müzik grubu Batha
Charya ile Erkan Oğur, Ercan Irmak, Mısırlı Ahmet ve ben bir kayıt yaptık. Tamamen
doğaçlama, çok güzel bir şey çıktı... Birkaç tane CD çıkabilir.