Bu yağmurda herkes ıslansın, ıslansın ki temizlensin
Anjelika Akbar
Her yerde yağmur var. CD çalarda ise Anjelika Akbar'ın son albümü Yağmur Damlaları
çalıyor. Müzikseverleri geniş bir coğrafyada huzur dolu bir yolculuğa çıkaran Akbar,
sevgi, barış ve umut dolu nağmeleri suya yazıyor. "Yağmur bereket, huzur, temizlik
ve nimet." diyen Akbar, bu yağmurda herkesin ıslanmasını istiyor.
Anjelika Akbar: 'Yağmur Damlaları' oğlumla birlikte geldi
İstanbul bugünlerde yağmurla yeniden barışmış gibi duruyor. Dünyanın her yerinde
bereket ve rahmet anlamı taşıyan yağmur, hem İstanbul sokaklarını hem de dünya karmaşasına
kaptırdığımız ruhumuzu temizliyor. Tam da bu zamanda müziğin dingin sesleriyle de
kulağımıza ve gönlümüze işlemeye başladı 'yağmur damlaları.' Çünkü geçtiğimiz günlerde
ünlü besteci ve piyanist Anjelika Akbar, üç yıllık bir aranın ardından Yağmur Damlaları
adlı yeni albümüyle selamladı evreni. Baştan sona insana huzur veren, insanı düşündüren
bir albüm. Akbar ikinci çocuğunun hamilelik sürecinde yapmış bestelerinin çoğunu.
Albümün geneline yayılan huzurda bunun etkisi büyük. Akbar, bizi bu sefer büyük
bir coğrafyada huzurlu bir yolculuğa çıkarıyor. Sevgiyi, ümidi yeniden hatırlatıyor
insanlığa.
Bu albümden önce, Su ve Bir Yudum Su adlı iki albüm çıkarmıştınız. Su müziğinize
açık bir şekilde ilham veriyor. Nedir suyu sizde bu kadar anlamlı kılan?
Sadece su değil tabii ki. Ama suyun elle tutulur özellikleri var. Son zamanlarda
su üzerine Amerika, Rusya ve Japonya'da yapılan araştırmalar sonucunda önemli bulgulara
ulaşıldı. Suyun hafızası ile ilgili bilgiler ortaya çıktı. İnsanın duygu ve düşüncelerine
cevap verdiği ispatlandı. Aynı şekilde o duygu ve düşüncelerin suyun yapısını değiştirdiği
anlaşıldı. Burada çok önemli bir mesaj var. İnsan bedeninin ve dünyanın üçte ikisi
su. Su, bu kadar hayati ve önemliyken temizliğine daha çok özen göstermeliyiz. Sadece
fiziksel olarak değil, daha çok ruhsal ve manevi olarak da korumalıyız. Dünya kötü
bir tarafa gidiyor. Özellikle bunu vurgulamak için albümlerimi bu konuyla bağdaştırıyorum.
Albüm baştan sona insana huzur veriyor. Bu huzurun oluşmasında yaşadığınız hamilelik
sürecinin etkisi oldu mu?
Mutlaka etkisi oldu. Ama her şeyden önce ben huzurlu ve kendimle barışık bir insanım.
Huzurumu bozabilen durumlar çok seyrek oluyor hayatımda. Gerçekten adaletsiz ya
da haksız bir durum varsa o zaman tutumum değişebilir ama bu da kısa süreli oluyor.
Hamilelikte bu duygularım daha da pekişti. Şefkat, sevgi, sükunet halleri ön plana
çıktı. Albümü hazırlarken duygusal manada hiç zorlanmadım. Su ve Bir Yudum Su albümlerimde
eserlerimin yarısı dingin parçalardan, diğer yarısı hareketli parçalardan oluşuyordu.
Bu kez tamamının sakin olsun eserler istedim. Dinleyenleri halden hale sokmayalım
diye düşündüm. Çünkü ruh sükunetine hepimizin gerçekten çok ihtiyacı var. Ancak
o zaman kendimizi sorgulayabiliriz. 'Ben kimim, nereden geliyorum, nereye gidiyorum'
sorularını kendimize sorabilir ve cevap bulabiliriz. Bunun için de en teşvik edici
şey, müziktir. İnsanlar artık kelimelerden bıktı. Kimse sözleri dinlemiyor; dünyada
söylenecek her şey söylenmiş gibi. Bu nedenle müzik çok önemli.
18 yıl sonra yeniden anne olmak nasıl bir duygu?
Çocuk çok heyecan verici bir şey. 18 yıl sonra ya da 40 yıl sonra hiç fark
etmiyor. İki çocuk ya da yüz çocuk da fark etmiyor. Anne her seferinde aynı heyecanı
ve aynı müthiş duyguları yaşıyor.
Albümün ismi Yağmur Damlaları. Yağmur sizde hangi duyguları harekete geçiriyor?
Aslında bu albümümün diğerlerinden farklı kılan bir özelliği var. Hazırlık safhasında
önemli ve titiz bir ekiple çalışıldı. Birçok araştırma yapıldı. Örneğin 'ne tür
kavramlar, hangi enstrümanlar, hangi notalar, hangi birleşimler, hangi sözcükler
insana huzur veriyor' bunlar araştırıldı. Ben zaten tabiata çok yakınım. Yağmur
da bereket, huzur, temizlik, saflık, gökyüzünden gelen bir nimet anlamına geliyor.
Albümün sloganını buna göre yazdık: 'Yağmur damlalarının evrensel yolculuğu.' Bir
coğrafyaya ya da tek bir inanç sistemine bağlı değil. Hepsini kapsayan bir şey.
Yağmura herkesin ihtiyacı var. Amaç ortak bir değerde herkesi buluşturmak.
Yağmur en çok İstanbul'a yakışıyor diyorsunuz. İstanbul'u diğer şehirlerden
farklı kılan ne?
İstanbul'da o kadar çok farklılıklar var ki, mucizevi bir şekilde bütün bunlar birbirleriyle
uyum içinde yaşayabiliyor. Dünyada böyle bir şehir bulmak çok zor. Bir araştırmacı,
bir müzisyen ve bir düşünür için İstanbul inanılmaz bir malzeme. Bütün bu karşıtlar
birliğini tek tek noktalara yağan yağmur gibi izlemek çok eğlenceli. Bu şehirde
her tür hayat iç içe. Aslında bu, bir şehir için büyük başarı.
Dünyadaki olaylara kayıtsız değilsiniz. Kosova'da yaşananlar için Çağrı isimli
bir beste yapmıştınız. Filistin'in durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Herhangi bir haksızlık çatışma veya savaş beni hiçbir zaman kayıtsız bırakmaz. Aynı
acı nerede yaşanırsa yaşansın kalbimi ağlatıyor. Orada ölen çocuklar var. Ben bir
anne olmasam da bunlar beni üzerdi şüphesiz. Bu bir insanlık dramı.
Müziğinizde sürekli bir arayış ve yeniliğin peşinde gibisiniz, gerçekten öyle
mi?
Belki dışarıdan öyle gözüküyor olabilir. Şaşırtmak ya da farklılıkların peşinde
olmak gibi bir amacım yok. Hiçbir sınır koymadan müziğin sonsuz okyanusunda yüzüyorum.
Benim üstümde bir okyanus var ve elimi uzatıp oradan insanlara sular akıtıyorum.
Ben bir aracıyım. Bu anlamda temiz bir iletken olmak gerektiğini düşünüyorum. Böyle
olmaya çalışıyorum. Bunu yapabilmek için insanın önyargıları olmamalı. Sonuçta bir
şeyi yoktan var etmiyorum. Amacım insanlara bazı gerçekleri hatırlatmak.
Dünyada çok az müzisyene nasip olan 'mutlak kulak' yeteneğine sahipsiniz ve
her sesi nota ve müzik olarak duyuyorsunuz. Bazen 'keşke böyle bir yeteneğim olmasaydı,
şu sesleri duymasaydım' dediğiniz oluyor mu?
Diyorum evet. Bazı mekanik sesleri sevmiyorum ama gerçi onlar da benim
için birer nota. Bu yetenek sayesinde evrende müzikten başka bir şey olmadığını
anlıyorsunuz. Bu çok güzel ama dünyada maalesef ses kirliliği var. Kendimi güzel
seslere konsantre ediyorum.
Bazı sanatçılar 'beni geride bırakır' endişesiyle genç sanatçılara yol göstermek
konusunda çekimserdir...
Benim öyle duygularım yok. Müzik benim için amaç değil araç. Birçok müzisyen için
amaçtır. Müzikte kendilerini kanıtlamak, şöhrete kavuşmak, kariyer yapmak gibi istekleri
vardır genelde. Benim için müzik hayattır ve güzellik için, ruhu güzelleştirmek
için yapılır. Bu tür çalışmalar ne kadar çok olursa o kadar çok mutlu olurum. Bu
konuda bencil olamam. Müzisyenin maneviyatı çok önemli
Klasik müzik ülkemizde sürekli tartışılıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında tartışılması gereken daha derin bir şey var. Önce müziği anlamlandırmak
gerek. Çünkü gerçek ve doğru müzik kişiyi Allah'a götürür. Hangi türde olursa olsun.
Klasik müziği, sanatın en yüksek noktası olarak düşünenleri ve bunu kabul ettirmeye
çalışanları doğru bulmuyorum. Evrenin yaratılışından beri bir ses var. O hepimizin
kalplerinde ve atomlarında kodlanmış bir şekilde sonsuza kadar sürüyor. Müzik de
bunun ifade edilmiş, kulaklarımızın duyabileceği şekle bürünmüş hali. Ama burada
olay sadece mekanik değil, bir ruh var. O yaratılışı manevi bir süreç olarak düşünürsek,
müzik maneviyatın bir parçası. İnsan bu nedenle müziğe karşı çok açık oluyor. Müzisyenin
manevi kapasitesi önemli. Eğer insan derinse, maneviyata önem veriyorsa aktardığı
müzik doğru olacaktır. Dinleyen kişi de o notalarla kendi öz benliğine, oradan da
Allah'a kadar gidebilir.
'Umut' isimli bir besteniz var. Dünyanın mevcut durumuna baktığınızda geleceğe
hâlâ umutla bakabiliyor musunuz?
Kesinlikle bakıyorum. Ümidim olmasaydı yaşayamazdım. Bizi hayatta tutabilecek en
önemli şeylerden biri. Umut inançtır, güvenmektir. Sisteme, Allah'a, kendinizin
gücüne güvenmektir. Dünyanın kötülükleri ne kadar bariz olsa da ben her şeyin üstünde
bir ışığın olduğuna inanıyorum. İlahi bir ışık ve o ışığa güvenmek lazım.
Bir de şiir yazmışsınız. Haluk Bilginer ile birlikte seslendiriyorsunuz. Bu
şiirde insanın özüne dönmesini ve sorularının cevaplarını burada bulacağını söylüyorsunuz.
Kur'an'da da Allah kuluna şah damarından yakın olduğunu yani özünde olduğunu söylüyor...
Evet ben de şiiri bu duygularla yazdım. Buna inanıyorum, ama sadece inanmıyorum,
benim özüm bunu biliyor. Anlatmak istediğim de bu.