Doğru müzik Allah'a götürür
Mutlak kulağı sayesinde evrendeki tüm sesleri notaya çevirebilen Anjelika Akbar,
son albümü “Raindrops by Anjelika - Yağmur Damlaları”nda, yağmur damlalarının sesini
notaya döktü. Müziğin rengini ve matematiğini de görebilen Akbar, yağmur damlalarından
sonra ateşin müziğini yapmak istediğini söylüyor. ..
Fotoğraflar: Sedat ÖZKÖMEÇ
RÖPORTAJ: EMETİ SARUHAN
Çevrenizdeki, tabiattaki bütün sesleri müzik gibi algılasaydınız, yaşamınız bambaşka
olmaz mıydı? 4 yaşındayken Mutlak Kulak yeteneği keşfedilip 4,5 yaşında Moskova
Devlet konservatuarı bünyesindeki üstün yetenekli çocuklar okuluna alınan Anjelika
Akbar'ın hayatı öyle, yani bambaşka. Çünkü o sahip olduğu Mutlak Kulak sayesinde
tabiatta ve çevresinde duyduğu her sesi notaya dökebiliyor. Yeteneklerini kullanarak,
yağmur damlalarının sesini son albümü “Raindrops by Anjelika”da müziğe çeviren Anjelika
Akbar'la ilginç bir sohbet yaptık. Akbar, duyarlı, zarif ama güçlü, yüzü maneviyata
dönük bir kadın portresi çiziyor. Albümünün bir tür terapi görevi görüp insanın
özüne dönmesine ve sorunlarını çözmesine yardımcı olacağını söylüyor.
İlk bestenizin adı “Şelale”. İlk albümünüz “Su” oldu, ardından da “Bir Yudum
Su” geldi. Şimdi de “Yağmur Damlaları”. Suyun sizin için özel bir anlamı var sanki?
Evet, bu küçüklüğümde içgüdüsel olarak ortaya çıktı. Suyun bildiğimizden çok daha
ilginç ve sihirli özellikleri olduğunu hissediyordum ama bir açıklama getiremiyordum.
Gördüm ki mitlerde, efsanelerde iyi düşüncelerle, duygularla verilen suyun şifa
getirdiği, kötü düşüncelerle verilen suyun insanı hasta ettiğine inanılıyor ve hatta
öldürebileceğinden bahsediliyordu. “Bir Yudum Su” albümümle aynı anda Japon araştırmacı
Dr. Masaru Emoto'nun “Suyun Gizli Mesajı” kitabı çıktı. Dr. Emoto, kitabında suyun
hafızasından bahsediyor ve olumlu ve olumsuz düşüncelere, ya da müzik türlerine
verdiği tepkileri özel bir fotoğraf tekniği ile gösteriyor. Olumlu düşüncelerde
su kristalleri şeffaf ve çok güzel şekiller alırken, olumsuz düşüncelerde koyu renkli
ve dağınık görüntülere sahip oluyor. Bizim bedenimizin de yüzde 70'i sudan oluşuyor.
Su düşünce ve duygulara tepki verip hafızaya alıyorsa ve ona göre atom seviyesinde
yapısını değiştiriyorsa, bizim yaptıklarımız ve düşündüklerimize çok dikkat etmemiz
gerek. İnsanlara büyük bir mesaj var suda.
Evet, Dr. Emoto'nun çalışmalarını biliyorum. Oldukça ilginç ama yağmur damlalarının
bizde çok daha romantik bir karşılığı var sanki?
Yağmur damlaları bütün kültürlerde bereket, hayat, huzur, başlangıç, saflık ve sükunet
sembolü. Öyle bir hale geldik ki, bu karmaşa ve kalabalıkta insanlar nereye koştuklarını
bilemez durumda. Bazen durmamız gerektiğine inanıyorum. En azından yavaşlamamız,
kalp atışlarımızı yavaşlatmamız, içimize dönüp “Ben kimim? Hedefim ne? Öz olarak
bana uygun mu?” gibi sorgulamaları yapmamız lazım. Müzik doğru yapılmışsa içe dönmek
için çok güzel bir aracı olabilir. Yağmurun bendeki karşılığı bu.
Yani suya mesaj yüklenebildiği gibi, müziğe de yüklenebileceğini söylüyorsunuz.
Evet, çok sevdiğim bir filozof ve müzisyen “Doğru müzik Allah'a götürür.” diyor.
Ben buna inanıyorum. Evrenin başlangıç noktasından itibaren bir yaratıcı frekans
var. Buna bütün kültürlerde başka bir isim veriliyor; amin, amen, om… Müzik de onun
uzantısı, devamı. Hepimiz kalbimizde, ruhumuzun en derininde bu frekansı her zaman
taşıyoruz. Müzik de dinleyici ile buluştuğu zaman onun kalbinde bu frekansı canlandırıyor.
Müzik bir iletkendir.
Siz albümde bu mesajı iletebilmek için nasıl bir çalışma yaptınız?
Albümün hazırlık döneminde Yelda İpekli tarafından çok önemli bir araştırma yapıldı.
Hangi enstrümanlar, hatta hangi notalar kullanılmalı? Türkiye ve Akdeniz ülkelerinde
Mi- Si - Si Bemol, Mi Bemol'ün en çok huzur veren ve kulağı okşayan notalar olduğu
ortaya çıktı. Bunun dışında insanın yağmura ne tür tepkiler gösterdiği araştırıldı.
Bu eserler arasında hüzün veren yok ama insanlar müziği dinlediği zaman “ah çok
hüzünlü” diyebilir. Amacım o zaten. Kişi hüznünün farkına varsın, o hüzün yüzeye
çıksın, tanımlasın. Farkettiği zaman müzik vasıtasıyla yıkasın, nötralize etsin.
Bir tür terapi yani?
Yağmur bir doğa olayı olarak ele alınmıyor. İnsanın ruhsal ve psikolojik durumuyla
bağlantılı olarak ele alınıyor. Tam bir doktorluk gibi. Müzik terapisi gibi. İnsanın
günün belli saatlerinde belli sinyalleri verecek şekilde tasarlanmış.
Yağmurun 24 saatini anlatıyorsunuz. Yağmur sabah nasıldır? Öğle nasıldır? Akşam
nasıldır?
Yağmurun 24 saati aslında bir insanın 24 saati ve onunla doğanın ilişkisidir. Sabah
yağmuru benim için çok huzur ve mutluluk verici. Yıkayan ve günümüzü bereketle açan
bir olay. Gündüz de o saflık ve temizlik akmaya başlıyor. Akşamla birlikte ise bir
sihir ve bir gizem var.
Peki Haluk Bilginer albüme nasıl dahil oldu?
Raindrops adlı parçama Türkçe ve Rusça olarak söz yazdım. Türkçe'sini bir erkeğin
söylemesini ama bunun bir müzisyen ya da şarkıcı olmamasını özellikle istedik. Bilgeliği
betimleyen bir ses olmalıydı. Haluk Bey'in sesi bu anlamda gerçekten birebir amaca
uygundu. O da kırmadı bizi kabul etti. Rusça'sını ben söyledim.
Albümde hangi enstrümanları kullandınız?
Bu albümde 10 kadar enstrüman kullanıldı. Bizim hedefimize en uygun enstrümanlar
araştırıldı. Ağırlıklı olarak üflemeli çalgılardan ney ve flütü kullandım. Ney Doğu'yu
flüt Batı'yı temsil ediyor. Bu ikisini öyle bir kullandım ki, ney biraz Batılı tarzda
üfleyip, flüt de biraz Doğu seslerini üflüyor. Öyle bir kucaklaşma oldu ki, insan
tam olarak hangi enstrüman ne zaman çaldı anlamayabilir. Arp ve kanun, sarot ve
tempura, onların da insanın bilinçaltına verdiği çok özel sinyaller var. Piyanoyu
en yumuşak dokunuşlarla kullandım. Çellonun da o kadife sesi insan sesine çok yakın
bir tını oluşturdu. Bazı vurmalı çalgılar var. Sadece bir eserde bendirle ritim
yapıldı. Dünyanın tek kadın Neyzeni Burcu Sönmez albümde.
Yağmur damlaları mutlak kulağınız sayesinde ortaya çıktı. Mutlak Kulak tam oalrak
nedir?
Çalan müziğin notalarını tam olarak bilmek mutlak kulaktır. Ben ayrıca bütün mekanik
sesleri de nota olarak tanımlayabiliyorum.
Bunun avantajını sormak saçma olur herhalde?
(Gülüşmeler) Dezavantajları çok ama. Ben içimde sürekli çalışıyorum, beste yapıyorum.
Mesela bir korna sesi besteme kapı çalmadan giriyor. Mutlak kulak sahibi olmayana
bunu anlatamıyorum. Seninki de dert mi diyorlar bana.(Gülüyor)
Mutlak kulak dünyada başka kimlerde var?
Mutlak kulak seyrek bulunan bir şey. Mozart, Bach, Barbra Streisand, Steve Wonder…
Türkiye'de Baki Duyarlar'da var.
Tabiatta başka neyin müziğini yapmayı düşünürsünüz?
Ateş ilgimi çekiyor. Ateşin müziğini yapmayı isterdim.
Peki ya dinlerken?
Dinlerken de aynı şekilde. Net bir şekilde geometriyi de görüyorum. Hem çalarken
hem de dinlerken inanılmaz geometrik yapıları görüyorum. Müzik ve matematik aynı
şey deriz ya. Bir yerde onlar evrende birleşik. Ritim, renk, geometri, melodi… O
yüzden eserleri de birkaç defa çaldıktan sonra notadan ayrılabiliyorum. Çünkü renkleri
de hatırlıyorum, bazen bir geometrik şekil görüyorum ve elimin nereden nereye uçması
gerektiğini o geometriden çıkarabiliyorum.
Kalplerimizin betonunun çatlayacağı günü bekliyorum
Söyleyecek söz yok aslında. Kim duyarsız kalabilir ki? Ümidim insanların bir an
önce özünü, hepimizin bir olduğunu fark etmesi. 14 yaşındayken bir şiir yazmıştım.
Bu dünyada her şeyin olduğu gibi kalplerimiz de betonlaşmış. Ama bir yerde betonun
çatladığını ve mavi bir çiçek çıktığını gördüm. Umuyorum ki bir gün uyanacağım ve
bana mutlu haberi verecekler. Dünya mavi çiçeklerle dolu. İnsanların kalpleri çiçek
açmış. Silahlar yerine mavi çiçeklerle dolu bir gezegen. Bu umudum sürüyor.
Renkleri nasıl göremezsiniz, anlamıyorum!
Neden özellikle kadın neyzen tercih ettiniz?
Anne olması nedeniyle. Bir kadının şefkati ve anne dokunuşu. Mesela Umut adlı eserde
6 yaşındaki bir çocuk vokal yaptı. Bir çocuk sesi umut verebilirdi.
Mutlak kulağınız var, başka neleri bizden farklı algılıyorsunuz?
Bilmiyorum ki neyi farklı algıladığımı? Ben notaları da herkes renkli görüyor sanıyordum
bir yaşa kadar. Üzülerek anladım ki öyle değilmiş. Bir gün Re - Sarı, Sol - Yeşil
dedim. Baktım. Bana tuhaf tuhaf bakıyorlar. 'Siz görmüyor musunuz?' diye sordum.
Ondan sonra fark ettim ki insanlar böyle görmüyor.
Yani notaların renklerini de mi görüyorsunuz?
Evet, notaların renklerini de görüyorum. Çok eğlenceli. Bir tuşa basıyorum, bir
renk yayılıyor. Hepsinden ayrı bir renk geliyor, onların birleşimi bir renk çıkıyor
ortaya. Do kırmızı, kırmızı bordo. Si mesela kesin eflatun, mor ya da si bemol
Hamilelik müziğinizi, bütün olarak bakarsak sanatçıyı nasıl etkiliyor?
Kadınlara hamilelik döneminde çok özel bir güç verildiğini düşünüyorum. O dönemi
uçuş pisti gibi kullanıyorum. Bu dönemde bol bol konser verdim ve beste yaptım.